Yok Oluş ve Dönüşüm
- 26 Ara 2023
- 2 dakikada okunur
Yok olmanın tanımı nedir? Mekan ve akan zaman içerisinde artık bulunmamak ortadan kaybolmaya yok olmak denilebilir. Peki aslında böyle düşünününce yok olan bir şey var mıdır? Her şey bir değişime uğrayıp sonuç olarak başka şekillerde görünüyorsa da buna yok olmuş denilebilir mi?
Dünyamıza baktığımızda her şey bir değişime uğruyor. Kaçınılmaz olan tek şey değişimin bir şekilde gerçekleşip evrimin oluşmasıdır. Gerek canlılar gerekse cansız maddeler bu değişimden payına düşeni alıyor zamanla. Uzun vadede başkalaşan canlılar yeni türler, canlılar veyahut maddeler kayaçlar, tuzlar ve benzeri yapılar oluşturarak var olan bir döngüyü sürdürüyor. Peki ya kısa vadede olan değişime ne demeli? Ölen canlıların toprak altınca mikro organizmalarca çürütülüp yeni canlıların oluşmasına, elverişli alanlar yaratması ve orda yetişen bitkiler de bir değişimin eseri değil midir?
Bu durumda zamanla yeni türlere evrilen canlıların ataları mı yok olma kavramına uyar yoksa ölüp toprağa giren bir canlı mı? İkisi de kalıntılarının izini bir şekilde bırakmayı başarmıştır. Döngüye ve dönüşüme fayda sağlayarak yaşamı ayakta tutmuştur. Bunu yapmak için yok olmaları gerekse bile.
Ölümün nedeni budur belki de? İnsanlığın gelişmesi ve yaşamın devamı için ölüme ihtiyaç duyuluyor. Yaşam ve ölüm her ne kadar iki zıt kavram olsalar da birbirini bütünleyen iki kavram aslında. Eski çağlarda yaşayanların, insanları tanrılara adak edip daha fazla yaşayacaklarına ve güzel bir hayat süreceklerine olan inançları da bu düşünce üzerinden gelişmiş olamaz mı?
Peki neden yeni yaşamlar ölümle bu kadar yakın bir ilişki içinde? Bu sadece dünyamız ve canlılar alemi için de geçerli değil, tüm evrende bu yasa böyle işliyor. Yeni yıldız sistemleri ve yeni galaksilerin oluşması için bir yerlerde bazı yıldızların ömrünü tamamlaması ve patlamasına ihtiyaç duyluyor. Aynı şekilde şu anda içinde bulunduğumuz bu evrenin oluşumu için de büyük bir patlamaya ihtiyaç duyulmadı mı? Bu Büyük Patlama öncesi nasıl bir evren veya evrenlerin olduğu sadece teorilerde incelenebiliyor. Belki de Büyük Patlama da bir evrenin ölümüydü ve şu anki evrenimizin doğumuna sebep oldu.
Bu döngü biz insanlar için de çok benzer ilerliyor her zaman. Eski nesiller daha iyi nesiller yetiştirip ölümün kucağına düşüyorlar. Canlılar üreme arzusu da bununla bağlantılı. Yaşa, çoğal ve öl. Ölmeden önceki son vazife gibi. Peki üreyerek zaten yaşam devam ediyorsa neden ölüme ihtiyaç duyuluyor ki? Neden her şeyin bir son kullanım tarihi, ömrü olmak zorunda? Veya yaşlılık diye bir kavram neden ve ze zamandan beri var?
Aynı şekilde sonsuz kavramının da maddi bir örneği var mıdır? Evren için sonsuz denilse de aslında sadece büyüdüğünü biliyoruz. Belki de sadece ergenlik dönemindeki bir çocuk gibi büyüyor şimdilik ve ileride yaşlanmaya başlayacak ve ölecek. Sonuçta ölümün varlığı olduğu sürece sonsuz diye de bir şey olmayacaktır. Birbirlerine ölesiye zincirleme şekilde bağlantılı kavramlardır sonuçta bunlar.
Genel olarak bu kavramları yaşamın devamı için bir gereklilik için nitelendirsek de olaya geniş pencereden bakınca her şeyin domino taşları gibi ilerlediğini görüyoruz. İnsan yaşamının bu kadar ucuz olduğu bir dünyada aslında ne kadar da değerli olduğunu anlıyoruz. Bizim bu noktada oluşumumuzun arkasında nasıl bir yaşanmışlık ve dahası nasıl bir yok oluşlar yani dönüşümler silsilesi var olduğu gerçeği var aslında. Bu durumda yok olmak da sadece bir kelime oyunu olmaktan öte gidemeyen bir deyim olup kalıyor.
Yunus Emre Çırak

Yorumlar